10 Ağustos 2012 Cuma

S/Y OREA Finike-İstanbul yolculuğu - Sonsöz



Bizim de bu maceramız böylece sona ermiş oldu.  Hedefimize ulaşamadık, Ayvalık veya Foça’ya varamadık.  Ama hava şartları bize engel oldu.  Denizin planlara her zaman uymadığını, kendisinin ayrı bir gündemi olduğunu ve sonuçta genelde O’nun dediğinin olduğunu bir kere daha gördük.  Kendimizi ve teknemizi fazla zorlamadık, daha çok az tanıyorduk.  Zorlamanın çok daha vahim sonuçları olabilirdi.  Tekneye zarar verebilirdik, daha kötüsü birimize birşey olabilirdi.  En önemlisi Ayhan teknesini tanıdı, bizim tekneye olan güvenimizi görünce o da önceleri teknenin kozmetik durumundan dolayı oluşan moral bozukluğunu attı ve teknesine güvenmeye başladı.  Bizim gibi halihazırda teknesi olani hem de farklı tip tekneleri olan iki tiple tekneyi tanımaya başlaması da bizim naçizane tecrübelerimiz ve görüşlerimiz doğrultusunda teknesinin artılarını eksilerini ve yapılacak işleri daha da net tespit etme olanağı buldu.  Bizim için de güzel bir tecrübe oldu.  Tek ve en byük hatamız tekneyi hiç tanımadan, alelacele yola çımamız oldu.  Doğru dürüst yelken açmadan, demir atıp toplamadan, motorunu test etmeden yola çıktık.  Yapılacak iş değil, ben kendime "ulan Umut, senin gibi dırdır ve evhamlı adam bunu nasıl yapar?” diye sordum durdum, ta ki Üçağız-Göçek arası motorun ve otopiloyun kendini ispat etmesine ve Simi kanalında yelkenin ve armanın kendin ispat etmesine kadar.  Bu acele çıkış tekneyi doğru dürüst toparlayamamamıza, temizleyememize ve dolayısı ile konforumuzun yerinde olmamasına yol açtı.  Tekne iç mekandaki ciddi miktardaki ıvır zıvır ile bir kalabalık içindeydi, bu da insanın gözünün ve sonuçta kendisinin yorulmasına yol açıyor.  Bunda Ayhan’ın herhangi bir suçu yoktu tabii ki, ona da söyledim, “Tekne bu halde satılır, ama bu halde teslim edilmez”.  Bizim yapmamız gereken çok basitti.  Finike’de bir tam gün kalıp tekneyi iyice toparlayıp, kısa bir motor ve yelken seyri yapıp, otopilotu ve demir/ırgat sistemini kontrol edip öyle çıkmaktı.  Bu bize başta yarın gün kaybettirecekti, bunu da doğrudan Finike-Göçek ayağını yaparak telafi edebilirdik bile.  Ama bu acele çıkış sebebiyle yapmadığımız işler ve teknenin kozmetik durumunu düzeltmemiş olmamız, hava koşullarının yanı sıra tekneyi Bodrum’da bırakmak zorunda kalmamıza yol açan sebeplerden biriydi belki de, zira teknede özellikle de 3 adamın olduğu teknede konfor önemli.  Dokunduğunuz yerin temiz, baktığınız yerin düzenli olmaması moral motivasyonunuzu oldukça etkiliyor.  Bu da önünüzdeki yoldaki zorluklara karşı daha az dirençli olmanıza yol açıyor. 
Neyse, bizi güvenli şekilde Bodrum’a ulaştıran güzel gayık OREA’ya teşekkür etmek lazım.  Yine 18 HP Yanmar’a ve Memiş'e (Raymarin 1000) teşekkürü eksik etmemek lazım.  En büyük teşekkür de Ayhan’a, tekne alarak aramıza katıldığı, bize bu olanağı sunduğu ve teknesini bize teslim ettiği için.
Sevgiler

Hiç yorum yok: